| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

makaleler

Yazılar

Sakizin faydaları

Sakız çiğnemek faydalı mı yoksa zararlı mı? diye daha önce düşünmemiş olabilirsiniz. Hatta erkek çocuklarını sakız çiğneme bıyıkların eğri çıkar diye korkuturlardı eskiden. Oysa sakız endüstrisi o kadar gelişti ki marketlerde sakız reyonu gittikçe büyüyor.

Artık çeşit çeşit sakız var. Aynı kahve sektöründeki veya yoğurt seçimlerindeki inanılmaz çeşitlilik gibi. Artan tüketim ve ilgiye bağlı olarak bu konuda yapılan araştırmalar da artıyor.
Sakız çiğnemek çoğumuzun çocukluğumuzdan kalan bir alışkanlıktır. Bazen kendimizi abur cuburlardan korumak bazen de sinirimizi yatıştırmak için sakız çiğnemeyi tercih ederiz. Her ne nedenle olursa olsun sakız çiğnemek çoğumuzun alışkanlıkları arasında yer alıyor.

270 milyon nüfusa sahip Amerika Birleşik Devletleri\'nin sakız tüketimi yılda 46 milyar adettir. Yani Amerika Birleşik Devletleri\'de kişi başına 184 sakız düşmektedir. Türkiye\'deki duruma göz atacak olursak sakız tüketiminin her geçen gün arttığı göze çarpmaktadır. Aylık ortalama 10 milyon dolarlık bir pazar payından söz edilebilir. Bu rakamlara göre ülkemizdeki herkes yılda bir kez de olsa sakız çiğnemektedir. Peki, çiğnemekten zevk aldığımız sakızın aslında sağlığımıza da faydalı olduğunu biliyor muydunuz?

Birçok tüketici şekersiz sakız çiğnemenin diş çürüklerini önlediğini ve nefesi ferahlattığını biliyor ama yeni araştırmalar gösteriyor ki sakız kilo kontrolünde de yardımcı olarak kullanılabilir, odaklanmayı, uyanıklığı ve konsantrasyonu artırır ve hayatın günlük stresini azaltır. İşte yararları:

Kilo kontrolüne yardımcı olur: Sakız pratik, ucuz ve düşük kalorilidir. Şekerli bir sakız yaklaşık 5 -10 kaloridir. Şekersiz olanlar da tercih edilebilir. Sakız, atıştırmayı engellemek ve kalori alımını azaltmak için harika bir yoldur.

İştahı azaltır: Sakız çiğnemek iştah kontrolü sağlamaya yardımcıdır. Appetite iştah dergisinde 2007 yılında yayımlanmış çalışma gösteriyor ki öğleden sonraki atıştırma öncesi sakız çiğnemek, açlığı ve kalori alımını azaltmaya yardımcı oluyor.

Öğünde daha az yemeye sebep olur: Yapılan bir çalışmada akşamüstü ara öğününden önceki üç saatlik bir zaman diliminde bir saat aralıklarla 15 dakika sakız çiğneyen yetişkinler, sakız çiğnemeyenlere göre ara öğünlerinde 36 kalori daha az yedikleri gözlenmiştir. Sakızın şekersiz ya da normal olması ise bir şey fark ettirmiyor ve her ikisi de az yemeye yardımcı oluyor.
Atıştırma olarak seçenek olabilir: Sakız çiğnemek düşük kalorili olduğu gibi, yüksek kalorili atıştırmaların yerine de geçebilir. Özellikle, 140 kalorilik 1 veya 2 parça çikolatalı kurabiye yerine 2 parça 20 kalorilik sakız çiğneyerek, 120 kalori kazanç sağlayabilirsiniz.

Kalori harcatır: Mayo Clinic Uzmanları yaptıkları bir deneyde, sakız çiğnemenin saatte 11 kalori yakımını sağladığını hesaplamışlardır.

Konsantrasyonu artırır ve stresi hafifletir: Konsantrasyonu arttırmanın ve gerginliğinizi hafifletmenin basit yollarını arıyorsanız, Sakız çiğnemek en kolay yollardan biri olacaktır. Çalışmalara göre sakız çiğnemek uyanıklığı ve konsantrasyonu arttırıyor ve hayatın günlük stresini azaltıcı yönde etki gösteriyor.

Beyne giden kanı artırıyor

Birçok sporcu ve koçları oyun sırasında sakin kalabilmek ve gerginliği azaltmak için sakız çiğnemeyi tercih etmektedir. Aynı zamanda bazı öğretmenler de okullarda sakız çiğneme kuralının değiştirilmesini ve çocukların sınav sırasında sakız çiğnemesinin onların uyanıklığını ve konsantrasyonunu daha iyi sağlayacağını savunmaktadır.

Son yapılan araştırmalarsa sakız çiğnemenin, damarlardan beyne giden kan akımını yüzde 25 oranında artırdığını gösteriyor. Appetite iştah dergisinde 2002 yılında yayımlanmış bir başka çalışma gösteriyorki sakız çiğnemek bireylerin öğrenme, akılda tutma ve bilgiye erişme yeteneğini de artırıyor.

Ağız ve diş sağlığını destekliyor

Sakız çiğnemenin, nefesimizi ferah tutmaya yardımcı olduğu herkes tarafından bilinmektedir. Bunun yanında vücuttaki en güçlü savunma mekanizması olan tükürük salgısını da artırır. Bu nedenle gün içinde sakız çiğnemek iyi bir seçenek olacaktır. Şekersiz sakız, ağız sağlığını birçok yönden destekler. Plaklarının ve çürüklerin oluşumunu önler, diş minesinde mineral bozukluklarını onarır, diş lekelerinin oluşumunu önler, olanları azaltır. Sağlıklı bir ağız, sağlıklı bir vücutla birebir ilişkilidir. Ağız yoluyla bakterin alınması, çeşitli hastalıklara yol açar.

Sakızla kilo kontrolünü sağlamanın ipuçları

Çok yemek yediniz ya da kendinizi durduramıyorsunuz, hemen sakız çiğnemeye başlayabilirsiniz.
Yüksek kalorili abur cubur besinlerden yemek istediğinizde sakız çiğneyerek bu güdüyü bastırabilirsiniz.
Stres daha fazla yemek yemenize mi sebep oluyor? Sakız çiğneyerek stresinizi azaltmayı ve atıştırmalardan uzak durmayı deneyebilirsiniz.
Yemek pişirirken sakız çiğnemeniz de hazırlık aşamasında tadına bakma bahanesiyle yemeklerden atıştırmanızı engelleyecektir.

 

karaciğer kanseri için gelişme

Yeni çıkan DC Bead isimli ilaç ile kemoterapi ilacının toz şeklindeki taneciklere emdirilerek daha etkili kemoembolizasyon yapıldığı ve önemli kanser tedavisi merkezlerinden başarılı sonuçlar bildirildiği açıklandı.

İstanbul Üniversitesi İÜ İstanbul Tıp Fakültesi ile Türk Kardiovasküler ve Girişimsel Radyoloji Derneği\'nce İstanbul\'da düzenlenen uluslararası sempozyumda, karaciğer kanserinin tedavisinde önemli bir basamak olan "kemoembolizasyon tedavisine" ilişkin yeni gelişmeler ele alındı.

Yapılan yazılı açıklamada, karaciğer kanserlerinin, tüm dünyada halen kanserden dolayı oluşan ölümlerin en önemli nedenlerinden biri olduğuna dikkat çekildi.

 

Vücut temizliği

Vücut temizliği hem sağlık için, hem de güzellik için çok mühim bir konudur. Aslında güzellikten de ziyade temizlik, kişinin sağlıklı olması için ilk şarttır.

Vücut kirlenince derinin üzerinde bulunan, vücutta zehirli maddelerin dışarı atılmasını sağlayan gözenekler kapanır. Buda zehirli maddelerin dışarı atılmasını engeller. Sonuçta kötü bir koku yayılır. Koku oluşturan vücut bölgeleri öncelikle koltuk altları, kasık ve ayaklardır. Bunu önlemek için de, sık sık duş almalıyız. Fakat her gün banyo yapılmadığı zamanlarda, koltuk altı nemli bir bezle iyice silinmeli. Uygun olarak yapılan vücut temizliği, birçok hastalığı ve deri sorununu önler. Örneğin; soğuk algınlığı, cildin mikrobik hastalıkları, ishalli hastalıklar, mantar ve bazı alerjik hastalıklar.

Çoğu kişi kötü kokuyu önlemek için, deodorant ya da benzeri şeyler kullanır. Oysa bunlar kokuyu sadece ve sadece maskeler. Bu tür ürünler sadece geçici bir önlem olabilir. Kişi, her gün mutlaka duş almalı. Duş alırken de fazla sıcak su yerine ılık ya da serin su tercih etmekte fayda vardır. Ilık suyla yıkanmak, cildi daha sağlıklı göstermekle birlikte kişinin kendini daha sağlıklı hissetmesini sağlar. Çok sıcak su, ciltteki doğal yağın yok olmasına sebep olabilir. Duş ya da banyodan sonrada mutlaka nemlendirici kullanılmalı. Nemlendiriciyi, kurulamadığınız ve hala nemli olan cildinize uyguladığınızda ise çok daha iyi bir sonuç alabilirsiniz. Bu şekilde nemin, cildin üst katmanlarında kalmasını sağlamış olursunuz. Banyodan sonra mutlaka kullanılması gereken nemlendirici kremler, kış ayları içinde zaruridir.

Haftada en az bir kez vücut, günlük duşun dışında, ölü hücrelerden arındırılmalıdır. İyi seçilmiş bir arındırıcı ürün, bu konuda size yardımcı olabilir. Lakin, ürünü kullanırken çok sert olmamak gerek. Sadece topuk, dirsek gibi derinin daha sert olduğu bölgelerde daha sert dokunuşlar yapılabilir. Aslında en iyi yöntem, kese yapmaktır. Kese, ölü hücrelerden temizler cildi. Oldukça sağlıklı ve basit bir yöntemdir de.

Bakım kremlerinden ve maskelerden öncede cilt temizlenmeli; temiz olmayan bir cilde krem, maske sürülmemeli. Ayrıca, sağlıklı bir cilt için katiyen makyajınızı temizlemeden yatmayın. Kısacası hem sağlık, hem de güzellik için temizlik şart!

sağlık

Papatya Çayı, Şeker Hastalığına Bağlı Bozuklukların Azalmasına Vesile Olabilir
Yaklaşık 30 yıldır tıbbî faydaları üzerine araştırmalar yapılan papatya çayı popüler bir içecektir. Papatya; iltihabın, deri hastalıklarının, yaraların, gut hastalığının ve ülserlerin tedavisinde kullanılır. Papatya çayının diyet antioksidanlarının en önemli kaynaklarından biri olduğu düşünülmektedir. Yeni bir çalışma, papatya çayının şeker hastalığına bağlı görme kaybı, sinir hasarı ve böbrek hasarı gibi komplikasyonları (ek olarak ortaya çıkan rahatsızlıkları) azaltmada rol aldığını gösterdi. Neticeleri Journal of Agricultural and Food Chemistry’de yayımlanan çalışma, fareler üzerinde yapıldı. 21 gün süreyle papatya ekstresi verilen farelerin kan glikoz seviyelerinin azaldığı, şeker hastalığına bağlı komplikasyonlarda rol alan iki enzimin baskılandığı görüldü. Bu neticeler, düzenli kullanıldığında papatya çayının şeker hastalığının ilerlemesinin ve komplikasyonlarının engellenmesine yardımcı olabileceğini göstermektedir. Söz konusu araştırmalar ayrıca, şeker hastalığı için papatya kaynaklı yeni bir ilâç geliştirilmesine vesile olabilir. (WebMD Health News 12.09.2008)

Antep Fıstığı, LDL Kolesterol Seviyelerinin Düşmesine Vesile Olabilir
Antep fıstığı, LDL kolesterol seviyelerinin düşmesine vesile olabilir; ancak dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Diyetinize Antep fıstığını eklerseniz, elde edeceğiniz ekstra kiloların kalbe zarar vermesine mâni olmak için, sağlığa fazla faydalı olmayan gıdalardan gelen eşit miktarda kaloriyi kısmanız gerekir. Düşük yağlı bir diyetin parçası olarak ılımlı miktarlarda yendiklerinde sert kabuklu kuruyemişlerin kalbe faydalı oldukları zaten bilinmekteydi. Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) badem, fındık, Antep fıstığı, yerfıstığı ve cevizin kalbe faydalı oldukları yolunda bilgi verilmesine 2003 yılında izin vermiştir. Neticeleri The American Journal of Clinical Nutrition’da yayımlanan araştırma, LDL ‘kötü’ kolesterol seviyeleri istenen değerin üzerinde olan, bunun dışında problemi bulunmayan 28 yetişkin üzerinde yapıldı. Bir ay süreyle Antep fıstığı verildiğinde bu kişilerin LDL kolesterol seviyelerinin, yenilen Antep fıstığı miktarına bağlı olarak, ortalama % 9 veya % 12 azaldığı görüldü. HDL ‘iyi’ kolesterol seviyelerinde ise değişiklik olmadı. (WebMD Health News 11.09.2008)

Âlemi Fraktal Diliyle Okumak
Satın aldığımız herhangi bir ürün üzerindeki sık siyah çizgilerden meydana gelen barkodu hepimiz biliriz. Bu barkot, malın cinsi ve fiyatı gibi bilgileri ihtiva eder. Fakat görünüşte barkodun üzerinde, bunları anlatan hiçbir şey yoktur. Ondaki bilgileri anlamak için, bir barkot-okuyucuya ihtiyaç vardır. Dolayısıyla, basit bir barkodu okumak için bile, bir bilgisayar programına ihtiyaç duyarız. Acaba her hâliyle muhteşem görünen kâinat kitabını okuyabilmek ve onun şifresini çözebilmek için, nasıl bir lisana ve okuyucuya ihtiyaç vardır?

Kâinata matematik lisanıyla bakan ünlü bilim adamı Galileo şöyle der: “Âlem her an gözlemlerimize açıktır; ama onun dilini ve o dilin yazıldığı harfleri öğrenmeden anlaşılamaz. Kâinat matematik diliyle yazılmıştır; harfleri üçgenler, çemberler ve başka geometrik şekillerdir; bunları dikkate almadan bu kâinatı anlamaya çalışan insan, karanlık bir lâbirentte başıboş dolaşıyor demektir.”

‘Fraktal’; parçalanmış veya kırılmış mânâsına gelen Lâtince ‘fractus’tan türetilmiştir. Bu kavramın 1975’te Polonya asıllı matematikçi Benoit Mandelbrot tarafından ortaya atıldığı kabul edilir. Fraktal geometri, kendini tekrar eden ve sonsuza kadar küçülen şekilleri, kendine benzer bir cisimde, cismi oluşturan parçaları ve cismin bütününü inceler. Kafamızda yer etmiş üçgen, dörtgen, daire gibi geometrik şekillere benzemeyen ve ilk bakışta düzensizmiş gibi gözüken detaylar veya desenler, giderek küçülen ölçeklerde tekrarlanır ve bütünüyle mücerret nesnelerde sonsuza kadar sürebilir; bunun tam tersi, her parçanın daha küçük dilimleri büyütüldüğünde, o dilimlerin yine cismin bütününe benzemesi hâdisesidir. Tabiatta bu durumla sık karşılaşırız. Birçok ağaç türünde, dal ve köklerdeki saçaklanma şekilleriyle; dalların yan dallara ayrılma biçimlerinin, yaprakların çıkış noktalarının ve yaprak üzerindeki damarların dallanma motiflerinin birbirine benzer bir kalıp izlediğine birçok defa şahit olmuşuzdur. Şimşek, ağaç, akciğer, karnabahar, kıyı, dağ, nehir, kanyon şekillerinde; çatlamış toprakta, timsah derisinde, kabuklu deniz canlılarında, kar tanelerinde, hayvanlardaki dolaşım ve solunum sisteminde rahatlıkla görebileceğimiz dallanmış yapı, fraktal geometrinin en iyi misâllerindendir. Fraktal algoritma ise, engebeli dağlık araziler veya ağaçların dal sistemleri gibi hassas ve ince bir düzene işaret eden girift durumların benzer görüntülerinin oluşturulabilmesini mümkün kılmıştır.

Fraktal geometri, istatistikî mekanikte, özellikle görünüşte rastgele özelliklerden oluşan fizikî sistemlerin incelenmesinde kullanılır. Meselâ, gökada kümelerinin dağılımının tespitinde ve akışkanlarda oluşan girdaplara dâir problemlerin çözülmesinde fraktal simülasyonlardan faydalanılmaktadır. Fraktal geometri fiziko-kimyada, fizyolojide, akışkanlar mekaniğinde ve bilgisayar grafiklerinde de kullanılmaktadır.

Kâinatı matematik diliyle okuyan İngiliz fizikçi ve matematikçi Sir James Jean, “Sırlı Kâinat” kitabında: “Yaratıcı aynı zamanda mükemmel bir matematikçi olmalı.” der. Aslında bunu şöyle anlamak daha doğru olacaktır: Bu kâinat, çok hususi vasıflarla yaratılmış olan insanın ancak fizik, kimya, biyoloji, matematik gibi ilimler zâviyesinden baktığı takdirde; sonsuz ilim, kudret, hikmet ve irade sahibi bir Yaratıcı tarafından yaratılmış olduğunu idrak edilebileceği bir sanat eseridir.